28 Haziran 2026 - Öznur Yomralı
''Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuklar'' Üzerinden İnsanı Anlamak
Bir kitap okumuştum. Adı köpek gibi büyütülmüş çocuklar. Çarpıcı bir isim değil mi? Normal bir ailede, ortalama bir ilgi ile kendiliğinden oluyormuş gibi görünen bir çok gelişimsel işlev var. Bu gerekli ilgi ve bakımın eksikliğinde ne kadar trajik durumlar ortaya çıktığını da çok çarpıcı örneklerle anlatıyor kitap.
Ben bugün bu kitap üzerinden insanın içsel dünyasının nasıl şekillendiğini anlatacağım. Şöyle ki; hiç deneyimleyemediği için yürüyemeyen, konuşamayan bir çocuğun bunu yapamamasının sebebinin yıllarca bir kafeste kilitli kalması olduğunu daha kolay kavrıyoruz. Fakat beynin ilk yapılandığı yaşlarda şefkati, empatiyi ve iyi insani ilişkileri hiç deneyimleyememiş bir çocuğun ilerleyen yıllarda bunları yapamıyor olmasının o yaşlarla bağlantılı olduğunu söylemek biraz daha az anlayışla karşılanıyor. İradesi var , istese yapar deniyor.
Oysaki nörolojik olarak arasında bir fark yok. Potansiyel olarak iyilik ve kötülükle donatılmış olarak geliyoruz ve hangisini daha çok deneyimlediğimiz hangisini daha çok tercih edeceğimizi belirleyen bir beyin yapısı oluşturuyor. Şefkat, kabul, hoşgörü ve sevgiyi iyi hislerle bağlantılı sergileyebilme gibi beceriler, konuşmayı öğrenmek gibi uzun bir süre duyup/görüp sonra deneyime dökebildiğimiz şeyler.
Terapi de zaten kötü insani ilişki deneyimlerinin yerini iyileri ile değiştirme çabasından başka birşey değildir. Ki bunu hayat boyu karşımıza çıkan her iyi insanla deneyimleyip geliştirme şansımız vardır zaten. Tersi de geçerli.
Velhasıl bakılan çiçek zaten açıyor. Kimi daha nazlı kimi daha dayanıklı. Kimi daha yararlı kimi daha göz alıcı. Mesele tanımak ve gerekeni sevgiyle yapabilmek. Bunu yapabilen güzel insanlar, yaşama zor deneyimler ile başlamış hayatların seyrini değiştiriyor✨